Japonya'dan mektup var!

Kabarmış Röportajlar 2

JAPONYA’DAN MEKTUP VAR!- AI MAEHARA

Bundan üç sene önce evimizde Japon bir öğrenci konuk etmiştik. Ai, Boğaziçi Ünviersitesi’ne değişim öğrencisi olarak gelmişti ve yurda çıkmadan önce bir süre bizle yaşamıştı. Onunla hala haberleşiyoruz. 11 Mart’ta Japonya’da yaşanan depremden hemen sonra ona ulaşmaya çalıştım. Annesi, ‘iyi olduklarını.  Ai’nin o geceyi işyerinde geçireceğini’ söyleyince biraz rahatladım.

Bundan bir süre önce Tiroid Kardeşliği adlı bir yazı yazmış ve bir türlü hazırlayamadığım deprem çantasından söz etmiştim. Durum hala aynı. Ortada hazır bir çanta yok. Benim gibi deprem çantasız olanlar için Ai ile yaptığım röportaj…

 -Deprem olduğu sırada ne yapıyordun?

Deprem olduğu sırada ben iş yerimde, kafeterya ve dükkanların bulunduğu 14. kattaydım. Başlangıçta ne olduğunu çok anlayamadım. Ama sonra binanın sağa sola sallandığını hissettim. Daha fazla ayakta kalamayacağımı hissettim ve yanımdaki bir kadının elini tutarak yere oturdum. Gerçekten çok korktum ve binanın yıkılacağını düşündüm. Bulunduğumuz odadaki yiyecek dolapları, buzdolapları hepsi yere devrilmişti. Bardaklar ve tabakların düşüp kırıldıklarını duydum. Herkes ağlıyordu. Dışarıdaki öteki binaların da dans eder gibi sallandıklarını gördüm. Bu durum 3 dakikaya yakın sürdü. Öleceğimi düşündüm ve şu anda yaşadığım için çok minnettarım.

– Türkiye deprem kuşağında bulunuyor. Özellikle İstanbul ve çevresi için büyük bir deprem beklentisi de var. Biz başımıza depremle ilgili kötü birşey geldiği zaman hep sizleri örnek gösteriyoruz. ‘Japonlar bu konuda çok hazırlıklı. Bizler onlar gibi olamıyoruz,’ diyoruz. Gerçekten ne kadar hazırlıklısınız?                                                                                                  Evet. Biz depremlere alışkınız. Çok sık başımıza gelir. Ama bu korkmamızı engellemez. Depremin olduğu 11 Mart ile 8 Nisan arasında 396 tane 5 büyüklüğünde artçı şok yaşadığımızı biliyor musun? Biz evde bir acil durum çantası hazırladık. İçinde su, kuru yiyecek, el feneri, maske, pasaport, ayakkabı vs. gibi şeyler koyduk. Daha ilkokuldayken, deprem ve yangın sırasında bulunduğumuz binayı nasıl terk etmemiz gereketiğini öğreniriz. Ayrıca her aile acil bir durumda birbiriyle nerede buluşacağına karar vermiştir. Parklarda, okullarda vs. Ama kendimizi depreme hazırlarken, bu konu üzerine fazla düşünmemeyi de öğreniriz.

-Edebiyatınızda bile depremin etkileri görülüyor. Murakami’nin ‘After the quake’ini çok yakın bir zamanda okudum. Kitabın karakterleri hep hüzünlü.                                                                                          Murakami öykülerinde depremi doğrudan yaşamamış insanların öyküsünü anlatır. Onlar depremi yaşamamışlardır ama, yakınlarını kaybetmişlerdir. Hepsinin yüzünde ‘kaybetmişlik’ duygusunun yanında güçlü olma duygusu da okunur. Bu çok hassas ve zor bi tema. Japonya’da birçok insan onun öyküleri sayesinde akıl sağlığını korumuştur. Herkes onun öyküleriyle kendi acılarını paylaşır. Yüzeysel baktığınızda herkes sakin görünür ancak insanların içlerinden geçen acıları bu öyküler, bu karakterler paylaşır.

-Fukushima Nükleer Santrali ile ilgili endişelerin neler? Bu konuda çok şey okuyoruz. Türkiye’de de nükleer santral yapım çalışmaları konuşuluyor. Bu konuda ne söylemek istersin?                                                               Fukushima’da olanlar bizim şimdiye kadar yaşadığımız en ciddi olaydı. Bu konu beni gerçekten çok endişendirdi ve ben bu konuyu uluslarası basından da takip etmeye çalıştım. Endişelendiğim şey devletin ve TEPCO’nun bu konuda bizlere verdiği bilgilerdi. Ben de pek çok insan gibi doğru bilgilerin verilmediğine inandım. Ancak daha sonra böyle birşey olmadığını gördüm. Artık kimse, radyasyonlu olabileceği endişesiyle Fukushima’dan gelen su ve yiyecek maddelerini tüketmek istmiyor. Ayrıca başka sorunlar da var. Burada yaz ayları 35-42 derece sıcaklık arasında geçer. Bu nedenle iklimlendiricilere çok gereksinim duyarız. Ancak Fukushima Santrali kapalı olduğu için bu yaz büyük ölçüde elektrik kesintisi yaşayacağız. Tüm binaların en az %15 elektrik tasarrufu yapması istendi. Aksi taktirde yine karartmalar yaşabiliriz.

-Yaşadıklarını benimle paylaştığım için  çok teşekkür ederim, Ai.                                            Japonya’da olanlara endişelendiğin için Ben sana teşekkür ederim. Umarım bizim tecrübelerimiz sizler için faydalı olur.


Reklamlar

2 thoughts on “Kabarmış Röportajlar 2

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s